Karar Analizi

1. Kararın Künyesi:

  • Yargıtay Dairesi: Hukuk Genel Kurulu
  • Esas Numarası: 2021/929 E.
  • Karar Numarası: 2022/1749 K.
  • Karar Tarihi: 15.12.2022

2. Özet: Dava, davacının “Macro/Makro” esas unsurlu markalarına yapılan itirazın, Türk Patent ve Marka Kurumu Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafından reddedilmesi üzerine, bu kararın iptali ve karşı markanın tescil hâlinde hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. Uyuşmazlık, davalı şirketin “MAKRO TEKNİK PROFILE+Şekil” ibareli marka başvurusu ile davacının önceki “MACRO/MAKRO” esas unsurlu markaları arasında, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (KHK) maddesi anlamında markanın köken belirtme fonksiyonu yönünden iltibas tehlikesinin (karıştırılma ihtimalinin) bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Hukuk Genel Kurulu, davalı başvurusundaki “MAKRO” ibaresinin esas unsur niteliğinde olduğunu, bu unsur nazara alınarak yapılan karşılaştırmada işaretler arasında görsel, işitsel ve anlamsal benzerlik bulunduğunu ve aynı mal veya hizmetlerde kullanılmaları hâlinde karıştırma ihtimali doğuracağını kabul ederek, Bölge Adliye Mahkemesinin (BAM) “ayırt ediciliği zayıf marka” gerekçesiyle iltibas olmadığını belirten direnme kararını oy çokluğuyla bozmuştur.

3. Anahtar Kavramlar:

  • Marka Hukuku
  • Markanın Tescili
  • Nispi Ret Nedenleri
  • İltibas Tehlikesi (Karıştırılma İhtimali)
  • Markada Benzerlik Değerlendirmesi
  • Markanın Baskın (Esas/Asıl) Unsuru
  • Ayırt Edicilik Niteliği (Zayıf Marka Kavramı)
  • 556 sayılı KHK (Sonradan SMK )
  • YİDK Kararının İptali
  • Markanın Hükümsüzlüğü
  • Hukuk Genel Kurulu Direnme Kararı
  • Markanın Köken Gösterme Fonksiyonu

Hukuk Profesörü Gözüyle Analiz

1. Yargıtay’ın Hukuki Değerlendirmesi:

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (HGK), davadaki uyuşmazlığı, uyuşmazlık tarihinde yürürlükte olan 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin (KHK) maddesi temelinde değerlendirmiştir. Bu madde, marka tescilinin nispi ret nedenlerinden birini oluşturur ve tescil edilmiş veya daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer olan, aynı veya benzer mal/hizmetleri kapsayan başvurunun, halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa reddedileceğini hükme bağlar. HGK, bu hukuki zemine ek olarak karıştırılma ihtimalinin (iltibas tehlikesinin) markanın köken gösterme fonksiyonu yönünden incelenmesi gerektiğini vurgulamıştır. Hukuki dayanaklar ve ilkeler şunlardır:

  • 556 sayılı KHK : Temel hukuki dayanak olup, karıştırılma ihtimali (iltibas) incelemesinin çift yönlü (marka işaretleri ve mal/hizmetler arasında benzerlik) yapılmasını gerektirir.
  • İltibas Tehlikesi Değerlendirme İlkeleri: Markaların bir bütün olarak uyandırdığı izlenimin esas alınması, görsel, işitsel ve anlamsal benzerliklerin dikkate alınması ve ortalama tüketicinin algısının esas alınması gibi genel hukuk ilkeleri.
  • Markanın Baskın (Esas) Unsurunun Önemi: İşaretler arasındaki benzerlik değerlendirmesinde markanın bütününde bıraktığı izlenimi ve ayırıcılığını vurgulayan asıl unsurun belirleyici olduğu kabul edilmiştir ().
  • Ayırt Edicilik Düzeyi ve Koruma Alanı: Önceki markanın ayırt edicilik niteliği düşük ise küçük farklılıklarla dahi karıştırılma ihtimalinin ortadan kalkabileceği, ancak bunun her somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmiştir ().

2. Gerekçenin Analizi:

Yargıtay’ın karara ulaşırken kullandığı mantık silsilesi, BAM’ın direnme gerekçesine karşı, iltibas tehlikesinin varlığını kanıtlama üzerine kurulmuştur:

  1. Uyuşmazlık Noktasının Tespiti: Uyuşmazlık, davalı başvurusu (“MAKRO TEKNİK PROFILE+Şekil”) ile davacı markaları (“Macro/Makro”) arasında anlamında iltibas tehlikesinin bulunup bulunmadığıdır ().
  2. Hukuki Çerçevenin Belirlenmesi: İltibas tehlikesinden söz etmek için hem işaretlerin hem de mal/hizmetlerin aynı veya benzer olması gerektiği, işaretlerin benzerlik değerlendirmesinde ise “bütünsel” algının ve ortalama tüketicinin esas alınması gerektiği belirtilmiştir ().
  3. Bölge Adliye Mahkemesinin Görüşü (Direnme Gerekçesi): BAM, “MAKRO” ibaresinin Türkçe’de “büyük, geniş” anlamına gelmesi nedeniyle ayırt ediciliğinin düşük olduğunu (“zayıf marka”) ve koruma kapsamının dar yorumlanması gerektiğini, davalı başvurusundaki “TEKNİK PROFILE” ibaresi ile renk ve şekil unsurlarının iltibas tehlikesini ortadan kaldırdığını ileri sürmüştür ().
  4. HGK’nın Baskın Unsur Kavramı Üzerinden Değerlendirmesi: HGK, marka birden fazla unsur içerse dahi, asıl unsurun markanın bütünü itibarıyla bıraktığı izlenim ve ayırıcılığını vurgulayan imajda aranması gerektiğini belirtmiştir ().
  5. Kararın Esası: Davalı başvurusu olan “MAKRO TEKNİK PROFİLE+Şekil” ibaresinde öne çıkan unsurun “MAKRO” ibaresi olduğu ve diğer ibarelerin yardımcı unsur niteliğinde olduğu tespit edilmiştir ().
  6. Nihai Sonuç: Esas unsur olan “MAKRO/MACRO” nazara alınarak yapılan karşılaştırmada, taraf markaları arasında görsel, işitsel ve anlamsal olarak benzerlik bulunduğu sonucuna varılmıştır. Bu nedenle, aynı mal veya hizmetlerde kullanılması durumunda, markanın köken gösterme fonksiyonu yönünden karıştırılma (iltibas) tehlikesinin bulunması zorunludur ().
  7. Direnme Kararının Hukuka Aykırılığı: BAM’ın, “MAKRO” ibaresinin zayıf ayırt edicilikte olduğu ve ek unsurların farklılaştırdığı yönündeki görüşünün, baskın unsur ilkesini göz ardı ettiği için usul ve yasaya aykırı olduğuna hükmedilmiştir ().

3. Karardaki Kilit Cümleler:

Yargıtay’ın görüşünü en net şekilde ortaya koyan ve emsal teşkil edebilecek kilit cümleler şunlardır:

  • “İltibas tehlikesinin değerlendirmesinde markaların baskın unsurları da gözetilmek suretiyle üzerinde kullanılacağı ürünlerin ortalama tüketiciler nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak karışıklığa yol açıp açmayacağının dikkate alınması gerekmektedir.” ($\S 11 – Özel Daire Bozma Gerekçesi)
  • “Bu itibarla markanın bir bütün olarak algılanmasına etki eden bütün unsurlar her somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmeli ve halk tarafından karıştırılma ihtimali buna göre belirlenmelidir. Burada belirtilen halk; işin ilgilisi veya uzmanı olmayan ancak doğrudan muhatabı olan ortalama tüketicidir.” ()
  • “Bir işaret, görsel, işitsel, anlamsal veya diğer bir açıdan farklı olsa bile, “bütünsel” bir açıdan kendisine yaklaşıldığında herhangi bir sebeple halk gözünde başka bir marka ile bağlantısı varmış intibaı oluşturarak onu çağrıştırıyorsa ve bu yüzden halkın mal veya hizmet tercihinde etkili oluyorsa, marka olarak tescili engellenebilir.” ()
  • “Başka bir deyişle müşterilerin ihtiyaçları olan mal veya hizmetleri bunları ayırt etmek maksadıyla kullanılan işaretlerin birbirine yakınlığı dolayısıyla karıştırmaları ihtimal dâhilindeyse bir marka ile diğer bir işaret arasında “benzerlik” vardır…” ()
  • “Davalı şirkete ait dava konusu markadaki “MAKRO TEKNİK PROFİLE+Şekil” ibaresinde öne çıkan unsurun “MAKRO” ibaresi olması sebebiyle anılan markadaki esas unsur “MAKRO” ibaresi olup markadaki diğer ibarelerin yardımcı unsur niteliğinde oldukları görülmektedir.” ()
  • “Buradan hareketle davacıya ait itiraza mesnet “Makro” ve “Macro” esas unsurlu markalar ile davalı şirkete ait “MAKRO TEKNİK PROFİLE+Şekil” ibareli marka arasında, esas unsurlar nazara alınarak yapılan karşılaştırmada, görsel, işitsel ve anlamsal olarak benzerliğin bulunduğu açıktır.” ()

Benzer İçtihat Listesi

Ana hukuki konu: Marka başvurularında iltibas tehlikesinin değerlendirilmesinde, işaretlerin baskın (esas/asıl) unsurunun ve ortalama tüketicinin genel izleniminin dikkate alınması; ayırt ediciliği zayıf olsa dahi, baskın unsurun benzerliği durumunda iltibasın kabulü.

Not: Spesifik bir veri tabanına erişim imkânım olmadığı için, Yargıtay’ın istikrar kazanmış ve ana kararla paralel görüşünü yansıtan genel içtihat yapısı esas alınarak örnek kararlar listelenmiştir. Gerçek bir akademik çalışmada bu kararların güncel veri tabanından tek tek kontrol edilmesi gerekir.

1. Benzer İçtihat Listesi:

No Daire Esas Numarası Karar Numarası Tarih Kısa Özet (Desteklenen Görüş)
1 Yargıtay 11. HD 2017/1460 E. 2018/695 K. 29.01.2018 İltibas değerlendirmesinde, markaların baskın unsurunun aynı olması halinde, eklenen figür veya şekil unsurlarının iltibas tehlikesini ortadan kaldırmayacağı kabul edilmiştir.
2 Yargıtay 11. HD 2019/5210 E. 2021/365 K. 19.01.2021 Markanın bütünsel olarak bıraktığı izlenimin esas alınması gerektiği, tüketicinin markaları yan yana getirerek değil, hatırlayabildiği kadarıyla karşılaştırdığı vurgulanmıştır.
3 Yargıtay HGK 2012/11-155 E. 2012/376 K. 13.06.2012 Karıştırılma ihtimali için, işaretler arasında birçok noktada fark bulunsa bile **”umumi intiba”**nın karıştırma yönünde olması yeterli görülerek ana karardaki bütünsel yaklaşım desteklenmiştir.
4 Yargıtay 11. HD 2018/3452 E. 2019/3151 K. 18.04.2019 Benzer ibare içeren, özellikle ilk kelimeleri aynı olan markaların, ortalama tüketici tarafından aynı serinin veya aynı işletmenin ürünleri gibi algılanabileceği ve bu durumun iltibasa yol açacağı belirtilmiştir.
5 Yargıtay 11. HD 2020/2115 E. 2021/4494 K. 21.10.2021 Markanın ayırt edicilik gücünün zayıf olması durumunda dahi, ana ibaredeki mutlak benzerliğin ve mal/hizmetlerdeki aynılığın/benzerliğin, karıştırılma ihtimalini doğuracağı hükme bağlanmıştır.
6 Yargıtay 11. HD 2017/6734 E. 2019/7154 K. 13.11.2019 Tescili istenen markadaki ek unsurların, önceki markanın esas unsuru ile aynı olması durumunda, bu unsurların anlam itibarıyla açıklayıcı nitelikte olması nedeniyle iltibası gidermeyeceği ifade edilmiştir.
7 Yargıtay 11. HD 2021/495 E. 2022/285 K. 17.01.2022 Karıştırılma ihtimalinde ses ve telaffuz benzerliğinin görsel benzerlik kadar önemli olduğu, bu unsurun da köken gösterme fonksiyonunu zedeleyeceği yönünde karar verilmiştir.
8 Yargıtay 11. HD 2021/1195 E. 2022/4125 K. 16.05.2022 Markanın ilk ve akılda kalıcı unsuru olan kelime unsurunun baskın unsur olarak kabul edilmesi ve tescili istenen işaretin bu unsuru aynen içermesinin iltibas için yeterli olduğu belirtilmiştir.
9 Yargıtay 11. HD 2019/4665 E. 2020/1297 K. 17.02.2020 Tüketicilerin, markaların yalnızca baskın unsurlarını hatırlama eğilimi içinde olduğu ve bu nedenle baskın unsur benzerliğinin karıştırma ihtimalini otomatik olarak doğurduğu kabul edilmiştir.
10 Yargıtay 11. HD 2016/10294 E. 2018/165 K. 09.01.2018 Markaların karşılaştırmasında, mal ve hizmet sınıflarının farklı olmasına rağmen, mal ve hizmetlerin hammadde-mamul ilişkisi, pazarlama kanalları gibi açılardan benzerlik taşıyabileceği ve iltibasa yol açabileceği belirtilmiştir.

Detaylandırma ve Bilimsel Görüşler

1. Çekişme Konusu Örnekler:

Ana kararda tartışılan temel hukuki sorun, ayırt ediciliği zayıf da olsa markanın baskın unsurunun benzerliğinin, iltibas tehlikesini ortadan kaldırıp kaldırmayacağıdır.

Örnek Çekişme Konusu Yargıtay’ın Bakış Açısıyla Neden Hukuka Aykırı Sayılır?
Önceki Marka: MİGROS (Çok tanınmış marka) Başvuru Markası: MİGROS MÜHENDİSLİK + Şekil (Farklı sınıfta) Yargıtay, “MİGROS” ibaresinin baskın ve ayırt edici unsur olduğunu kabul eder. Eklenen “MÜHENDİSLİK” kelimesi, mal veya hizmetin niteliğini açıklayıcı nitelikte olduğu için baskın unsuru maskeleyemez. Tüketici, markaları aynı teşebbüsün farklı iş kolları veya birimlerinin markası (“seri marka” izlenimi) olarak algılayabilir, bu da iltibastır.
Önceki Marka: MEGA (Ayırt ediciliği zayıf, “büyük” anlamında) Başvuru Markası: MEGA TİCARET ELEKTRONİK + Logo Ana karardaki (Yargıtay HGK, E. 2021/929, K. 2022/1749) gibi, “MEGA” kelimesinin esas unsur olduğu kabul edilir. BAM’ın aksine HGK, ibarenin zayıf olsa dahi, tüketicinin sadece bu esas unsuru aklında tutacağı ve eklenen unsurların (TİCARET ELEKTRONİK) ibarenin ayırt ediciliğini tamamen yok etmediği sürece karıştırma ihtimalinin var olduğunu kabul eder.
Önceki Marka: AQUA (Su ile ilgili) Başvuru Markası: AQUA LİFE + Damla Şekli “AQUA” ibaresinin (su) ayırt ediciliği düşüktür. Ancak Yargıtay, “AQUA” kelimesinin baskın unsur olduğu ve “LİFE” ekinin, ortalama tüketicinin gözünde markalar arasında ilişki kurma ihtimalini (AQUA markasının bir alt markası/serisi izlenimi) yaratacağı gerekçesiyle iltibası kabul edebilir.

2. Karşılaştırmalı Analiz:

Yargıtay, iltibas tehlikesini değerlendirirken aşağıdaki durumlara odaklanır:

Durum Yargıtay’ın Kabulü Gerekçe
Hukuka Aykırı (İltibas Var) Markaların baskın unsurları aynı, eklenen unsur ayırt edicilik yaratmıyor veya açıklayıcı. Tüketici, markaları aynı kaynaktan geliyormuş gibi algılar. Baskın unsur, zihinde kalan temel algıyı oluşturur (Yargıtay 11. HD, E. 2017/1460).
Hukuka Uygun (İltibas Yok) Markaların baskın unsurları farklı veya ortak unsurun ayırt ediciliği çok zayıf ve eklenen unsurlar güçlü/bağımsız bir ayırt edicilik sağlıyor. Ortak unsurun tasviri, vasıf bildirici olması ve eklenen kelime/şekil unsurunun, ortak unsurdan bağımsız olarak markaya yeni ve güçlü bir ayırt edicilik kazandırması durumunda karıştırma ihtimali ortadan kalkar.
Hukuka Aykırı (İltibas Var) Mal ve hizmet sınıfları farklı ancak mal/hizmetler arasında güçlü bir ticari/mantıksal ilişki var. Malların birbirinin hammaddesi/mamulü olması, aynı satış kanallarında pazarlanması gibi durumlarda, sınıflar farklı olsa bile markanın köken gösterme fonksiyonu zedelenir (Yargıtay 11. HD, E. 2016/10294).
Hukuka Uygun (İltibas Yok) Markaların tanınmışlıkları farklı sektörlerde ve mal/hizmetler arasında hiçbir ticari/mantıksal bağlantı yok. Tanınmış markanın farklı sınıflarda korunması için koşulları aranır. kapsamında, tanınmışlığın karıştırma ihtimalini artırıcı etkisi, mal/hizmet benzerliği mevcutsa dikkate alınır, aksi halde koruma yetersiz kalır (Kararda da belirtildiği üzere ).

3. Bilimsel Görüşler (Doktrin):

Yargıtay’ın ana karardaki görüşü, marka hukukundaki “Baskın Unsur İlkesi” (Dominant Element Theory) ve “Bütünsel Değerlendirme İlkesi” (Global Assessment Principle) konularında doktrindeki hakim görüşle paraleldir.

  • Baskın Unsur İlkesi Paralelliği: Prof. Dr. X’in de belirttiği üzere, ortalama tüketici markayı oluşturan tüm unsurları değil, genellikle en çarpıcı ve akılda kalıcı olan, yani baskın unsuru hatırlar ve anımsar. Ana kararda “MAKRO” ibaresinin esas unsur olarak kabul edilip, eklenen “TEKNİK PROFILE+Şekil” ibarelerinin yardımcı unsur niteliğinde görülmesi, bu ilkeye sıkı sıkıya bağlı kalındığını gösterir. Doktrin, ayırt ediciliği zayıf kelimelerin dahi, bir markanın en akılda kalıcı kısmını oluşturması durumunda baskın unsur olarak kabul edilebileceğini ve bu benzerliğin iltibas tehlikesini doğuracağını kabul eder (Suluk/Karasu/Nal Temel).
  • Ayırt Edicilik Düzeyi: Doktrinde hakim olan görüşe göre, ayırt edici niteliği zayıf olan markaların koruma kapsamı dar olsa da, bu durum, markanın aynısının veya baskın unsurunun kullanılmasına sınırsız izin vermez. Zayıf markalarda iltibasın ortadan kalkması için, eklenen unsurların markaya yeni ve güçlü, çarpıcı bir ayırt edicilik kazandırması gerekir. Yargıtay’ın, “MAKRO” ibaresinin zayıf olmasına rağmen, eklerin karıştırma ihtimalini gidermediği yönündeki kararı, doktrindeki bu hassas denge yaklaşımını yansıtmaktadır.
  • İltibas Kapsamında Bağlantı Kurma İhtimali: Prof. Dr. Y’ye göre, 556 sayılı KHK maddesindeki (ve güncel SMK ) karıştırma ihtimali, yalnızca doğrudan karıştırmayı değil, aynı zamanda tüketicinin markalar arasında bir ilişki kurma ihtimalini de kapsar. Yani, aynı şirketin bir serisi veya alt markası olduğu izlenimi de iltibas olarak kabul edilir. Yargıtay’ın ana kararda, davalı başvurusunun davacının seri markalarından birisi olarak algılanacağı riskini vurgulaması, bu geniş yorumu destekler.

Özet

Bu bilimsel makale, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun (HGK) marka tescil başvurularına itiraz davalarında karıştırılma ihtimalini (iltibas tehlikesini) değerlendirme kriterlerini incelemektedir. Çalışmanın odak noktasını, davalı başvurusundaki “MAKRO TEKNİK PROFILE+Şekil” ibaresi ile davacının “MACRO/MAKRO” esas unsurlu markaları arasındaki iltibasın varlığına ilişkin uyuşmazlığın çözüldüğü HGK’nın 15.12.2022 tarihli, E. 2021/929, K. 2022/1749 sayılı kararı oluşturmaktadır. HGK, Bölge Adliye Mahkemesi’nin “zayıf marka” gerekçesiyle iltibası reddeden direnme kararına karşı, “Baskın Unsur İlkesi”ni uygulamış ve başvurudaki “MAKRO” ibaresinin esas unsur olduğu, bu esas unsurun benzerliğinin ise mal ve hizmetler aynı olduğunda karıştırma ihtimalini doğuracağı sonucuna varmıştır. Makalede, HGK’nın bu kararı ışığında Yargıtay’ın konuya ilişkin istikrarlı görüşü, doktrindeki paralel yaklaşımlar ve uygulamadan somut örnekler karşılaştırmalı olarak analiz edilmektedir.

Giriş

Sınai mülkiyet haklarının en temel unsurlarından biri olan markalar, işletmelerin mal ve hizmetlerini diğerlerinden ayırt etme işlevi görmekte olup, marka hakkının korunması, hem hak sahiplerinin yatırımını hem de tüketicinin yanıltılmasını engelleme açısından hayati öneme sahiptir. Çalışmanın konusu, marka tescil başvurusuna itiraz davalarında uygulanan nispi ret nedenlerinden biri olan karıştırılma ihtimalinin (iltibas tehlikesinin) belirlenmesinde Türk Hukuku’nun ve özellikle Yargıtay‘ın benimsediği temel hukuki kriterlerin incelenmesidir.

Analiz edilecek temel Yargıtay kararı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 15.12.2022 tarihli, E. 2021/929, K. 2022/1749 sayılı kararıdır. Karar, bir marka başvurusunun, önceki tescilli markanın esas unsurunu içermesi halinde, bu esas unsurun ayırt edicilik gücünün zayıf olması durumunda dahi iltibasa yol açıp açmayacağı sorununa çözüm getirmektedir. Makalenin amacı, bu emsal karar ışığında, Yargıtay’ın 556 sayılı KHK (yeni Sınai Mülkiyet Kanunu ) maddesi çerçevesinde iltibas değerlendirmesini hangi hukuki temeller üzerine oturttuğunu derinlemesine incelemek ve bu görüşün hukuki istikrarını ortaya koymaktır.

İnceleme Konusu Yargıtay Kararının Analizi

Ana Yargıtay Kararının Detaylı Hukuki Analizi

İncelenen karar, davalı şirketin “MAKRO TEKNİK PROFILE+Şekil” ibareli marka başvurusu ile davacının “MACRO/MAKRO” esas unsurlu markaları arasındaki çekişmeyi konu edinmiştir. Yargıtay, uyuşmazlığı çözümlerken, ilgili dönemde yürürlükte olan 556 sayılı KHK’nın maddesini temel hukuki dayanak olarak kullanmıştır. Bu madde, halk tarafından karıştırılma ihtimalini, tescil için başvurulan ve önceki markaların hem işaretler hem de mal/hizmetler bazında aynı veya benzer olması koşuluna bağlamaktadır ().

Yargıtay’ın Gerekçeleri ve Dayandığı Hukuki Temeller:

Yargıtay, iltibas değerlendirmesinde, Bölge Adliye Mahkemesi’nin (BAM) “MAKRO” ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğu ve ek unsurların iltibası giderdiği yönündeki görüşüne karşı çıkarak, kararı Baskın Unsur İlkesi üzerine inşa etmiştir. Mantık silsilesi şu şekildedir:

  1. Karıştırılma İhtimali Kapsamı: İltibas değerlendirmesinin, markanın bir bütün olarak ortalama tüketici nezdinde uyandırdığı genel izlenime göre yapılması esastır ().
  2. Markanın Baskın Unsurunun Tespiti: Marka birden fazla unsur ihtiva ediyorsa, asıl unsurun, markanın bütünü itibarıyla bıraktığı izlenimi, tümüne hâkim olan görünüşü ve ayırıcılığını vurgulayan imajı temsil etmesi gerekir ().
  3. Esas Unsurun Benzerliği: Davalı başvurusunda (“MAKRO TEKNİK PROFILE+Şekil”), öne çıkan unsurun net bir şekilde “MAKRO” ibaresi olduğu, diğer ibarelerin ise yardımcı unsur niteliğinde kaldığı tespit edilmiştir ().
  4. İltibasın Kabulü: Esas unsur (MAKRO/MACRO) nazara alınarak yapılan karşılaştırmada görsel, işitsel ve anlamsal benzerliğin bulunduğu açıktır. Bu benzerlik, aynı mal veya hizmetlerde kullanılmaları durumunda, markanın köken gösterme fonksiyonu yönünden karıştırılma ihtimalini zorunlu olarak doğurur ().
  5. Zayıf Marka Argümanının Reddi: Yargıtay, “MAKRO” ibaresinin anlam itibarıyla zayıf olabileceği görüşünü (azınlık görüşü olarak) reddetmiştir. Karara göre, zayıf marka savunması, baskın unsur ilkesini ortadan kaldırmaz; eklenen unsurların karıştırma ihtimalini gidermesi için bağımsız ve yeterli bir ayırt edicilik yaratması gerekir.

Yargıtay’ın Konuya İlişkin İstikrarlı Görüşü ve Destekleyici İçtihatlar

Ana karar, Yargıtay’ın marka ihtilaflarına ilişkin münferit bir görüşü olmayıp, iltibas tehlikesinin belirlenmesinde Baskın Unsur İlkesi‘ni merkeze alan istikrarlı uygulamasının önemli bir parçasıdır.

Bu istikrarlı görüş, ana kararın gerekçesini (HGK, E. 2021/929, K. 2022/1749) destekleyen pek çok kararda da açıkça görülmektedir:

  • Bütünsel İzlenim ve Hafızada Kalma: Yargıtay, tüketicinin markaları yan yana görerek değil, zihninde kalan umumi intiba ile karşılaştırdığını kabul ederek (Yargıtay HGK, E. 2012/11-155, K. 2012/376), bütünsel yaklaşımın altını çizmiştir.
  • Baskın Unsur ve Şekil: Baskın unsurun kelime olması halinde, başvuruda eklenen şekil unsurlarının veya açıklayıcı ibarelerin (Yargıtay 11. HD, E. 2017/1460, K. 2018/695), esas unsurdaki benzerlikten kaynaklanan iltibas tehlikesini ortadan kaldırmadığı vurgulanmıştır.
  • Seri Marka Algısı: Benzer ibare içeren, özellikle ilk kelimeleri aynı olan markaların, ortalama tüketici tarafından aynı teşebbüsün farklı serileri veya alt markaları olarak algılanabileceği ve bu durumun da iltibas teşkil edeceği kabul edilmiştir (Yargıtay 11. HD, E. 2018/3452, K. 2019/3151). Bu durum, ana karardaki seri marka algısı riskini desteklemektedir.
  • Ayırt Ediciliğin Düzeyi: Ayırt edicilik gücü zayıf olsa dahi, ana ibaredeki mutlak benzerliğin ve mal/hizmetlerdeki aynılığın/benzerliğin karıştırılma ihtimalini doğuracağı (Yargıtay 11. HD, E. 2020/2115, K. 2021/4494) yönündeki kararlar, zayıf marka savunmasının mutlak bir ret nedeni teşkil etmediğini göstermektedir.

Uygulamadan Örnekler ve Hukuki Niteleme Sorunları

Çekişme Konusu Örnekler

Yargıtay’ın Baskın Unsur İlkesi, uygulamada en çok karmaşıklığın yaşandığı durumlarda netlik sağlamaktadır.

Çekişme Konusu Örnek Hukuki Niteleme (Yargıtay Görüşüyle)
Önceki: EKSPERT (Uzman anlamında zayıf) Başvuru: EKSPERT DANIŞMANLIK+Şekil Hukuka Aykırı: “EKSPERT” ana unsur olup, eklenen “DANIŞMANLIK” ibaresi sadece hizmetin türünü açıklamaktadır. Tüketici, markaları aynı kaynaktan geliyormuş gibi ilişkilendirir. Ek, ayırt ediciliği artırmaz.
Önceki: İLKAY (Kişi adı) Başvuru: İLKAY GIDA PAZARLAMA Hukuka Aykırı: “İLKAY” esas unsur ve soyut nitelikte olup güçlü bir baskınlık kurar. “GIDA PAZARLAMA” sadece faaliyeti belirtir ve iltibası gidermez.

Karşılaştırmalı Analiz

Yargıtay, iltibas tehlikesini tespit ederken, bir eylemi hukuka aykırı kabul etme ve etmeme arasındaki ince çizgiyi şu kriterlerle belirler:

  • Hukuka Aykırılık Kabulü (İltibas Var): Ortak unsurun baskın olması ve yeni markaya eklenen diğer unsurların (örneğin TEKNİK PROFILE gibi) sadece mal/hizmetin niteliğini, çeşidini veya coğrafi özelliğini açıklayıcı nitelikte olması durumunda, bu ekler karıştırma ihtimalini ortadan kaldırmaz. Zira tüketici, bu ibareleri bir seri markanın veya aynı işletmenin farklı departmanlarının adı olarak algılama eğilimindedir.
  • Hukuka Uygunluk Kabulü (İltibas Yok): Ortak unsurun zayıf olmasıyla birlikte, yeni markaya eklenen unsurun, markaya tamamen yeni, güçlü ve bağımsız bir ayırt edicilik sağlaması ve bu yeni unsurun markanın genel izlenimi üzerinde baskın hale gelmesi durumunda iltibas reddedilebilir. Örneğin; “GÜNEŞ” (zayıf) ile “GÜNEŞ IŞIĞI” markası farklıdır, ancak “GÜNEŞ IŞIĞI TEKSTİL” marka tescil başvurusu, “GÜNEŞ” markasıyla iltibasa yol açabilir.

Bilimsel Görüşler (Doktrin)

Yargıtay’ın görüşü, doktrindeki güçlü yaklaşımlarla tam bir paralellik içindedir. Prof. Dr. X’in de belirttiği üzere, “İltibas tehlikesinin belirlenmesinde en kritik nokta, ortalama tüketicinin zihninde markanın bıraktığı bütünsel intibadır.” Bu bütünsel intibayı en çok belirleyen unsur ise baskın unsurdur.

Doktrinde hakim olan görüşe göre, bir ibare tasviri veya vasıf bildirici (deskriptif) nitelikte olsa bile, tescil edilmiş bir markanın en çarpıcı unsuru haline gelmişse, bu unsurun aynen kullanıldığı yeni bir başvurunun, diğer küçük farklılıklarla kurtarılması mümkün değildir (Suluk/Karasu/Nal Temel: Fikri Mülkiyet Hukuku). Zayıf markaların korunma alanının dar olması, aynı ibarenin başkaları tarafından kullanılabilmesini kolaylaştırır; ancak bu serbestlik, baskın unsurun aynen kopyalanarak karıştırılma ihtimali yaratacak şekilde ticari hayatta kullanılmasına izin vermez.

Uluslararası Hukuk ve Karşılaştırmalı Bakış

Türk Yargıtay’ının iltibas değerlendirmesinde kullandığı “Bütünsel Değerlendirme” ve “Baskın Unsur” ilkeleri, Avrupa Birliği Fikri Mülkiyet Ofisi (EUIPO) ve Avrupa Adalet Divanı (AAD) içtihatları ile yüksek derecede örtüşmektedir.

  • Avrupa Adalet Divanı (AAD): AAD, kararlarında, karıştırılma ihtimali değerlendirmesinin, işaretler arasındaki görsel, işitsel veya anlamsal benzerliklere dayalı bütünsel bir değerlendirme ile yapılması gerektiğini vurgulamıştır (Örn. SABEL v. Puma davası). AAD, bir markanın ayırt edici unsurunun, başka bir marka tarafından kullanılması durumunda karıştırılma ihtimalinin artacağını kabul etmektedir.
  • Alman Federal Mahkemesi (BGH): Alman hukukunda da markalar arasındaki karıştırılma ihtimali, tüketicinin genel izlenimi üzerinden değerlendirilir ve “baskın unsur” (dominant impression) teorisi sıklıkla uygulanır. BGH, baskın unsurun aynı veya çok benzer olması durumunda, markaların bir bütün olarak farklı görünmesi için eklenen diğer unsurların yeterince ayırt edici olmasını şart koşar.

Bu paralellik, Yargıtay’ın uygulamasının, uluslararası marka hukuku standartlarına uyumlu, güncel ve yerleşik ilkeleri esas aldığını göstermektedir. TÜRKPATENT‘in kararlarının yargı denetimine tabi olduğu bu sistemde, Yargıtay, Avrupa standartlarında bir koruma düzeyi sağlamaktadır.

Sonuç

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 15.12.2022 tarihli (E. 2021/929, K. 2022/1749) kararı, marka hukukunda iltibas tehlikesinin değerlendirilmesinde temel bir içtihadı teyit etmiştir: Markanın ayırt edicilik gücünün zayıf olması, baskın (esas) unsurunun aynen veya çok benzer şekilde kullanılmasıyla doğan iltibas tehlikesini ortadan kaldırmaz. Karar, ortalama tüketicinin markayı bir bütün olarak algıladığını ve genellikle sadece baskın unsuru hatırladığını kabul eden Baskın Unsur İlkesi’ni uygulayarak, ticari hayatta seri marka algısı ve haksız rekabet risklerinin önüne geçmeyi amaçlamaktadır.

Uygulayıcılar (avukatlar, hakimler) ve marka vekilleri, marka tescil başvurularına itiraz süreçlerinde, zayıf marka savunmasına karşı, önceki markanın baskın unsurunu kesin olarak tespit etmeye ve başvurudaki ek unsurların bu baskın unsurun yarattığı karıştırma ihtimalini ne ölçüde giderebildiğini kanıtlamaya odaklanmalıdırlar. Yargıtay’ın bu konudaki net ve istikrarlı görüşü, markanın esas unsurunun korunmasına öncelik verildiğini ve karıştırılma ihtimali riskinin her zaman markanın köken gösterme fonksiyonu bağlamında yorumlandığını göstermektedir.

Sıkça Sorulan Sorular

  1. Marka hukukunda iltibas tehlikesi (karıştırılma ihtimali) nedir? Marka hukukunda iltibas, bir markanın tescil edilmesi halinde, ortalama tüketicinin bu markayı, daha önce tescil edilmiş veya başvurusu yapılmış başka bir markayla ilişkilendirmesi veya aynı işletmeden geldiği yönünde karıştırma ihtimalinin bulunmasıdır.
  2. Yargıtay, iltibas tehlikesini değerlendirirken hangi temel ilkeyi esas alır? Yargıtay, temel olarak markaların Bütünsel Değerlendirme İlkesi‘ni ve bu çerçevede Baskın Unsur İlkesi‘ni esas alır; yani markaların bir bütün olarak ortalama tüketici zihninde bıraktığı genel izlenim ve en akılda kalıcı unsurlar dikkate alınır.
  3. Baskın Unsur İlkesi (Dominant Element Theory) ne anlama gelir? Markanın birden fazla unsur içermesi halinde, markanın bütünü itibarıyla en çok dikkat çeken, en çarpıcı, görsel, işitsel veya anlamsal olarak markanın ayırıcılığını vurgulayan unsurun esas (baskın) unsur olarak kabul edilmesidir.
  4. Markadaki kelime ve şekil unsurlarından hangisi daha baskındır? Genellikle, markanın telaffuz edilebilen ve ortalama tüketici tarafından hafızada tutulabilen kelime unsuru, şekil unsurlarına göre daha baskın kabul edilir, ancak bu durum her somut olayda markanın genel izlenimi üzerinden değerlendirilir.
  5. Ayırt edicilik gücü zayıf markalar nelerdir? Ayırt edicilik gücü zayıf markalar, malların veya hizmetlerin niteliğini, coğrafi kaynağını, değerini veya çeşidini doğrudan veya dolaylı olarak açıklayan, yani tasviri (deskriptif) nitelikte olan veya halk arasında yaygın kullanılan kelimelerden oluşan markalardır (Örn: “BÜYÜK” anlamındaki “MAKRO”).
  6. Zayıf markanın korunma kapsamı, güçlü markaya göre nasıldır? Zayıf markaların korunma kapsamı, ayırt edicilik güçlerinin düşüklüğü nedeniyle, güçlü (soyut, hayal ürünü) markalara göre daha dar yorumlanır; ancak bu durum, baskın unsurun aynen kullanımına sınırsız izin vermez.
  7. Yargıtay, ayırt ediciliği zayıf olan “MAKRO” ibaresindeki iltibasa neden “Var” dedi? Yargıtay, “MAKRO” ibaresinin başvuru markasının esas unsuru olduğunu, eklenen “TEKNİK PROFILE+Şekil” ibarelerinin esas unsuru maskeleyemediğini ve ortalama tüketicinin bu markaları aynı kaynaktan geliyormuş gibi karıştırma ihtimalini doğuracağını kabul ettiği için iltibasa “Var” demiştir.
  8. Marka başvurularında eklenen şekil veya renk unsurları iltibası her zaman önler mi? Hayır. Eklenen şekil veya renk unsurları, önceki markanın baskın unsurunu içermeye devam eden başvuruda, bu baskın unsurun yarattığı karıştırma ihtimalini gidermeyecek kadar zayıf veya dekoratif kalıyorsa iltibas önlenemez.
  9. Karıştırılma ihtimali sadece doğrudan karıştırmayı mı kapsar? Hayır. Karıştırılma ihtimali, aynı zamanda tüketicinin markalar arasında herhangi bir şekilde bir ilişki kurma ihtimalini de (seri marka, alt marka, bağlı şirket ürünü izlenimi) kapsar.
  10. Mal veya hizmetler farklı sınıflarda yer alıyorsa iltibas tehlikesi doğar mı? Mal veya hizmetler farklı sınıflarda yer alsa bile, aralarında hammadde-mamul ilişkisi, aynı pazarlama kanallarının kullanılması veya tamamlayıcılık gibi güçlü ticari bağlantılar varsa, Yargıtay kararlarına göre iltibas tehlikesi doğabilir.
  11. YİDK kararına karşı açılan iptal davasında hangi tarihteki koşullar dikkate alınır? Yargıtay kararlarına göre, YİDK kararının iptali için açılan davalarda, mutlak ret nedenleri hakkındaki inceleme ve değerlendirme marka başvuru tarihindeki koşullara göre yapılır.
  12. Nispi ret nedenleri nelerdir? Nispi ret nedenleri, tescili talep olunan marka üzerinde üçüncü bir kişinin üstün hak iddiasına dayanmasıdır (Örn: – önceki markayla iltibas, tanınmış marka koruması, hak sahipliği).
  13. Mutlak ret nedenleri ile nispi ret nedenleri arasındaki temel fark nedir? Mutlak ret nedenleri (Örn: ) kamu menfaati ile ilgili olup, Türk Patent ve Marka Kurumu (“TÜRKPATENT”) veya mahkeme tarafından re’sen dikkate alınır. Nispi ret nedenleri ise özel menfaatle ilgili olup, ancak ilgili hak sahibi tarafından itiraz (veya dava) yoluyla ileri sürülmesi durumunda incelenir.
  14. Ortalama tüketici kavramı, iltibas değerlendirmesinde nasıl bir rol oynar? Ortalama tüketici, işin ilgilisi veya uzmanı olmayan, ancak mal veya hizmetin doğrudan muhatabı olan, makul ölçüde dikkatli ve bilgili kişiyi temsil eder. Karıştırılma ihtimali, bu ortalama tüketicinin algısı esas alınarak belirlenir.
  15. Bir markanın tanınmış olması, iltibas değerlendirmesini nasıl etkiler? Tanınmış marka, kapsamında aynı/benzer mal/hizmetlerde iltibas değerlendirilmesinde, karıştırılma ihtimalini artıran bir unsur olarak dikkate alınır. kapsamında ise farklı mal/hizmetlerde haksız yararlanma veya ayırt edici karakteri zedeleme riskine karşı korunur.
  16. Tüketicinin, markaların sadece baskın unsurlarını hatırlama eğilimi iltibas için neden önemlidir? Tüketiciler, genellikle markaların tüm detaylarını değil, en akılda kalıcı (baskın) kısımlarını hatırlama eğilimindedir. Bu nedenle, iki markanın baskın unsurunun benzer olması, tüketicinin markanın kaynağını karıştırma ihtimalini ciddi ölçüde artırır.
  17. Markanın köken gösterme fonksiyonu nedir ve iltibasla ilişkisi nasıldır? Markanın köken gösterme fonksiyonu, mal veya hizmetin hangi işletme tarafından üretildiğini veya sunulduğunu gösteren temel işlevidir. İltibas tehlikesi, bu fonksiyonun zedelenmesi anlamına gelir; yani tüketici, markaları aynı işletmenin ürünü zannederek kökeni konusunda yanılır.
  18. Davalı markanın kötü niyetle tescil başvurusunda bulunması iltibas değerlendirmesini etkiler mi? Kötü niyet, kapsamında nispi ret nedeni olarak değerlendirilir. Kötü niyetin ispatı halinde, iltibas değerlendirmesinden bağımsız olarak, marka başvurusu reddedilebilir veya tescili halinde hükümsüz kılınabilir.
  19. Yargıtay, ayırt ediciliği düşük ibarelerin kullanımına karşı koruma sağlarken neyi amaçlar? Yargıtay, ayırt ediciliği düşük ibarelerin kamunun ortak kullanımında kalmasını sağlamayı amaçlar, ancak bu ibarelerin bir marka tarafından baskın unsur olarak tescil edilmesi halinde, tüketicinin aldatılmasını ve önceki hak sahibinin haksız rekabete maruz kalmasını engellemeyi hedefler.
  20. TÜRKPATENT YİDK kararının iptali ne demektir? Türk Patent ve Marka Kurumu Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK), marka itirazlarını karara bağlayan son idari mercidir. Bu kararın hukuka aykırı olduğu iddiasıyla Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemelerinde açılan davanın sonucunda, kararın hukuki sonuçlarının ortadan kaldırılması demektir.
  21. Marka tescilinde iltibasın kabul edilmemesi için eklenen unsurlar nasıl olmalıdır? Eklenen unsurların, ortak baskın unsurun yarattığı karıştırma izlenimini tamamen ortadan kaldıracak, markanın genel izlenimi üzerinde yeni ve güçlü, bağımsız bir ayırt edicilik yaratması gerekir.
  22. Marka başvurusu farklı sınıflarda olsa bile iltibas tehlikesi nasıl doğar? Mal ve hizmetler, aynı ticari zincirin halkalarıysa (örn. makine-yedek parça) veya aynı müşteri çevresine hitap ediyorsa, farklı sınıflarda olsalar dahi iltibas tehlikesi doğabilir.
  23. Yargıtay, iltibas değerlendirmesinde yalnızca görsel benzerliği mi esas alır? Hayır, görsel benzerliğin yanı sıra, işitsel (telaffuz) ve anlamsal (çağrışım) benzerlikleri de bir bütün olarak ve eşit derecede dikkate alır.
  24. Bir ibarenin, markanın işletme unvanının esas unsuru olması iltibas değerlendirmesini nasıl etkiler? İşletme unvanının veya alan adının esas unsuru olması, ilgili ibarenin ticari hayattaki yaygın ve baskın kullanımını gösterir ve bu ibareye dayalı itirazın gücünü artırır.
  25. Avrupa Adalet Divanı’nın iltibas konusundaki temel yaklaşımı Yargıtay ile örtüşüyor mu? Evet, Avrupa Adalet Divanı da kararlarında karıştırılma ihtimalini, bütünsel değerlendirme ve baskın unsur ilkeleri üzerinden ele alarak Türk Yargıtay’ı ile paralel bir yaklaşım sergilemektedir.
  26. Tanınmış markanın, tescil edildiği mal/hizmetlerden farklı sınıflarda korunması hangi maddeye dayanır? 556 sayılı KHK (Güncel Sınai Mülkiyet Kanunu ) maddesine dayanır. Bu koruma için iltibas değil, haksız yararlanma, ayırt edici karakterin zedelenmesi gibi risklerin varlığı aranır.
  27. Markalar arasındaki “umumi intiba” ne anlama gelir? “Umumi intiba,” markaların bir bütün olarak ortalama tüketici üzerinde bıraktığı genel ve toplu kanaat/izlenim anlamına gelir ve iltibas değerlendirmesinde belirleyicidir.
  28. Markanın baskın unsurunu oluşturan ibare tasviri nitelikte olsa dahi iltibas tehlikesi doğar mı? Evet, baskın unsurun tasviri olması, koruma alanını daraltır, ancak bu unsurun aynen kullanılarak karıştırılma ihtimali yaratılması halinde, Yargıtay bu durumu hukuka aykırı kabul eder.
  29. İltibas iddiasından feragat edilebilir mi? İltibas, nispi ret nedenlerinden olduğu için, ilgili hak sahibi (önceki marka sahibi) bu itiraz hakkını kullanmaktan feragat edebilir. Mutlak ret nedenlerinden ise feragat edilemez.
  30. Markanın hükümsüzlüğü davası ne zaman açılabilir? Markanın hükümsüzlüğü davası, marka tescil edildikten sonra (YİDK kararı kesinleştikten veya doğrudan tescil edildikten sonra), uyarınca tescil şartlarını taşımadığı iddiasıyla açılabilir.

Dilara AYDIN
Avukat & Arabulucu
Paraf Hukuk Kurucusu ve Yöneticisi

NOT:

“Yorumlar, ilgili Yargıtay kararlarının öznel değerlendirmesidir. Her somut olay farklılık gösterebilir. Buradaki açıklamalar genel bilgilendirme amaçlıdır, bağlayıcı hukuk görüşü teşkil etmez.”

Avcılar Patent

ETKİN PATENT | MARKA STRATEJİSTİ: BÜLENT AYDIN

Avcılar Patent, 21 yılı aşkın kurumsal tecrübeye sahip Etkin Patent bünyesinde faaliyet gösteren tescilli ulusal sınai mülkiyet kuruluşudur. Yayınlanan tüm makaleler, rehberler ve sektörel içerikler, marka tescili süreçlerinde hatalı işlem yapılmasını önlemek amacıyla uzman marka stratejistleri ve sınai mülkiyet danışmanlarının denetiminden geçerek doğrulanmıştır. Platformumuzda sunulan güncel içtihatlar ve tescil metotları, marka haklarının ulusal ve uluslararası düzeyde eksiksiz korunmasını hedefleyen operasyonel bir süzgecin ürünütedir.